Londra, Ingilizler ve Ingiltere

2011 Ekim ayindan bu yana Ingiltere’nin baskenti Londra’da yasiyorum. Buraya tasinmadan once kafamda bir “Londra, Ingilizler, Ingiltere” resmi vardi ve bu, muhtemelen daha once buraya gelmemis bircok kisinin kafasinda olanla benzer bir resimdi. Londra’da yasamaya baslayinca bu resimdekilerin bazilarinin yanlis, bazilarinin dogru, bazilarinin ise “cok” dogru oldugunu gordum.

Iste hepsi birer ayri ayri blog yazisi olabilecek “Londra, Ingilizler ve Ingiltere” ile ilgili gozlemlerim:

  • UK (Birlesik Krallik), Great Britain (Buyuk Britanya), Ingiltere? Oncelikle cok karistirilan bu terimlerin aslinda neleri ifade ettiklerini bir aciklayalim. Ya da ben uzun uzun aciklamayayim, asagidaki videoyu izleyelim isterseniz.

  • Bir kere sunu soyleyeyim o meshur “Ingilizlerin 5 cayi” olayi ya eskidenmis ya da benim cevremdeki Ingilizlerin kulturlerinde yok cunku ben “hadi saat 5 oldu, cay vakti!” durumuyla hic karsilasmadim acikcasi. Herkesde bir “latte, mocha, americano” cilginligi var. Hayal kirici ama gercek.. Ancak cay ictikleri nadir zamanlarda da cogunlukla sutle iciyorlar. Bir gun Ingiliz mudurum toplanti oncesi “Millet; caylar, kahveler benden! Siparisleri aliyim” dedi. Ben de bir cay rica ettim. Gele gele sutlu cay geldi. “Bu kahve galiba” dedim. “Yoo, cay istemistin, iste cay!” dedi. “Ama sutlu bu” dedim. Bana sasirarak ve biraz da didaktik bir sekilde “Eee cay dedigin sutlu olur zaten!” dedi. Neyse dedim, hadi iceyim. Icimden de “ah, simdi bir tavsan kani Rize cayi olacakti ki” diye geciriyordum tabi 🙂
"Ingiliz Kahvaltisi"

“Ingiliz Kahvaltisi”

  • “Ingiliz kahvaltisi” meshurdur biliyorsunuz. Bir gun Ingiliz bir arkadasimla kahvalti yaparken “ya, valla hala anlamiyorum.. Kahvaltida nasil kuru fasulye, mantar olur?” dedim. “Aa, niye ki. Sizin kahvaltida ne var?” diye sordu. Ben de “mesela beyaz peynir, zeytin, olmazsa olmazdir” diye cevap verdim. Arkadasimin tepkisi: “Neee, kahvaltida zeytin mi???” 🙂
"Fish & Chips"

“Fish & Chips”

  • Ingiltere’de yemek konusunda size bir kotu bir de iyi haberim var. Kotu haber;Ingiliz mutfagi” diye bir sey yok (fish & chips disinda ki o da berbat bir sey bence). Iyi haberse, hal boyle olunca her yerde dunyanin her mutfagindan bircok guzel restaurant bulabilirsiniz.
"Chips? Fries? Crisps?"

“Chips? Fries? Crisps?”

  • Sanirim Ingilitere’de en cok tuketilen yiyecek “patates”. Hem kizartma hem haslama hem de patates cipsi halinde. Illa ki gunde en az bir kere patates yiyorsunuz. Ancak burada bir aciklama getiriyim. Amerikalilarin “fries (french fries)” dedigi, bizim “patates kizartmasi” dedigimiz seye burada “chips” diyorlar. Yine Amerikalilarin “chips” dedigi, bizim “patates cipsi” dedigimiz seye ise burada “crisps” diyorlar. Biraz karisik ama yasamaya baslayinca ogreniyorsunuz. 🙂
"Pub"

“Pub”

  • Ingiltere adeta bir bira cenneti. Her cesit, her marka bira bulmak mumkun burada. Bira icmek adeta gunluk yasantinin bir parcasi gibi. Bunun en onemli nedeni ise yaygin bir “pub” kulturunun olmasi. Turklere gore publar genellikle cok nezih olmayan yerler olarak bilinir ama burada oyle degil. Hemen hemen her sokakta en az bir tane pub bulabilirsiniz ve eger tam is cikisi saatiyse publar is kiyafetleriyle bira icen erkek ve kadinlarla doludur. Ve acikcasi ben publarin mimarilerine ve ambiyansina da hastayim. Pub’ta bira isterken “bir bardak lutfen” ya da “500 ml alabilir miyim?” demeyin, anlamazlar 🙂 Cunku burada bira birimi olarak “pint (paynt diye okunur)” kullaniliyor. 1 pint da 568 ml’ye denk geliyor. Yani “1 pint lutfen” demelisiniz. Eger siz daha kucuk istiyorsaniz “half pint” alabilirsiniz.
"Ingiliz Aksani"

“Ingiliz Aksani”

  • Ne yalan soyliyim 1 senedir burdayim ama hala bazi Ingilizlerin ne dediklerini anlamakta zorlaniyorum. Ingilizlerin Ingilizce aksani ne kadar karizmatikse bir o kadar da anlasilmasi zor. Ama kim istemez ki bir David Becham ya da bir Jason Statham gibi konusmayi. Bu arada “Ingilizce’yi yaladim yuttum” havasina girip surekli “dude” kelimesini kullanmayin derim. Benden soylemesi. Zira ben hicbir Ingilizin dude’u kullandigina sahit olmadim bu zamana kadar. Varsa yoksa “mate”. “Mate” asagi, “mate” yukari. Bazen de “pal” kullaniyorlar ama cok nadir.
"Kirmizi Telefon Kulubesi"

“Kirmizi Telefon Kulubesi”

  • Hani o gordugunuz Ingiltere’nin ikonu haline gelmis “Kirmizi telefon kulubeleri” var ya iste onlar sadece sus, soyliyim. Kimse kullanmiyor onlari. Bir kere merak ettim, “ya arkadas kimse kullanmiyor bunlari, acaba calisiyor mu” diye. Evet calisiyor ama kullanilmiyor. Hatta cogunun ici de affedersiniz cis kokuyor 🙂
"Londra Metrosu"

“Londra Metrosu”

  • Londra metrosu dunyanin en eski metrosu ve en genis aga sahip metrolarindan. 11 hat ve 250’den fazla istasyona sahip bu metro, sehrin kalbi gibi. Bazen metro calisanlari maaslarinin dusuk oldugunu iddia ederek greve gidiyorlar (ki cogu profesyonel calisandan daha fazla kazaniyorlar, o ayri). Iste bu durumlarda, Londra’da hayat duruyor, millet napacagini sasiriyor. Benim metro dedigime de bakmayin bu arada, onun adi “tube” 🙂 Burada “metro” derseniz insanlar anlamaz, “subway” derseniz restaurant olan subway’i gosterirler. Ancak Londra gibi kozmopolitik, milyonlarca turistin geldigi, 24 saat yasantinin oldugu bir sehirde tube gece yarisina kadar calisiyor. Guvenlik nedeniyle boyleymis. Arkadas artirin o zaman guvenligi.
"Rolls Royce"

“Rolls Royce”

  • Ingiltere’de hala alisamadigim bir sey daha varsa o da trafigin tersten (yani bana gore:)) akmasi. Trafik soldan akarken tabi araclardaki direksiyon da sagda. Bir gun sirketten havaalanina gitmek icin taksiye binecektim. Valizimi bagaja koydum ve aracin sag on kapisini acmaya yeltendim. Taksi soforunun tepkisi: “Sen kullanacaksin galiba, bana uyar, zaten baya da yorulmustum bugun” 🙂
"Black Cab"

“Black Cab”

  • Taksi demisken, Londra’da iki farkli taksi cesidi var. Bir tanesi yine Ingiltere’nin ikonu haline gelmis olan “black cab” dedikleri taksiler. Digeri de “private” ya da “mini” cab. Black cab’ler istedikleri zaman, istedikleri yerde durup yolcu alip indirebilirken, “Private (mini)” cab’ler ise normal arac gorunumde olup sadece onceden rezervasyonla (book) calisiyorlar ve adresten adrese birakiyorlar. Yani yoldan bir “private (mini)” cab ceviremezsiniz. Oyle bir durumda surucuye agir cezalar var. Zaten isteseniz de yapamazsiniz cunku yoldan gecen bir private/mini cab’in taksi oldugunu anlayamazsiniz. Black cabler digerlerine gore daha pahalidir, benden soylemesi 🙂
"Vauxhall"

“Vauxhall”

  • Ingiltere’ye ilk tasindigim zamanlarda Ingiliz bir arkadasimin arabasiyla ise gidip geliyordum. Araba bildigin “Opel Astra”. Dikkatimi cekti, arabanin onundeki logo bildigimiz Opel logosu degil. Bir gun “Haci, logoyu degistirmissin, guzelmis ha” dedim. “Yoo bir sey degistirmedim ki” dedi. “Ya Opel logosu yok, boyle hayvanli mayvanli bir sey koymussun iste” dedim. O gun bugundur hala muhabbetini yapar, guleriz bu olaya. Megersem, Opel markasi ve haliyle logosu yokmus burada. Arabalar, modeller ayni ama marka ve logo farkli: Vauxhall..
"Londra Havaalanlari"

“Londra Havaalanlari”

  • Yanlis hatirlamiyorsam Londra Heathrow Havaalani yolcu sayisi bakimindan Avrupa’da birinci, dunyada da ilk siralarda. Ama Londra’da, Heathrow dahil toplam 6 tane havaalani var 🙂 Heathrow disindaki havaalanlari: London City, Luton, Stansted, Gatwick ve Southend. Ve bu diger 5 havaalaninin her biri bizim Izmir Adnan Menderes ya da Ankara Esenboga’dan daha buyuk ve daha islek. Hatta Ingiliz devleti gelecek yillarda artan talebi karsilayabilmek icin baska bir “devasa” bir havaalani projesi uzerinde calisiyorlarmis.
"Gay"

“Gay”

  • Kizlara kotu bir haberim var. Londra’da yolda gordugunuz her 4 erkekten 1’i gay 🙂 Bu oran hele yakisikli erkekler arasinda daha da yuksek.
"Londra Musluk"

“Londra Musluk”

  • Sanirim simdi verecegim bilgiyi cogunuz ilk defa duyacak cunku Ingiltere hakkinda cok yaygin olarak bilinen bir sey degil (ya da ben bilmiyordum, buraya gelince gordum). Ingiltere’de cogu evin lavabosunda sicak su icin ayri, soguk su icin ayri olmak uzere iki ayri musluk var 🙂 Eskiden kalma bir kultur ama dedigim gibi hala cogu evde bu sekilde kullaniliyor.
"Sarhos Ingiliz Kizlar"

“Sarhos Ingiliz Kizlar”

  • Londra’da Ingiliz kizlari teklif ediyormus!! Yani tam olarak oyle degil belki ama Ingiliz kizlari belli bir alkol seviyesini gectikten sonra (ki bu seviyeyi hemen hemen hepsi disari ciktiklari her aksam geciyorlar) rahatsiz edici, tacize de yakin bir durum soz konusu oluyor. Erkeklerin, “eee iyiymis abi, ne guzel” der dediklerini duyar gibiyim 🙂 Ama boyle diyenlere, bir sarhos Ingiliz kiziyla bir iki saat konusmayi oneriyorum 🙂
"Boris Johnson"

“Boris Johnson”

  • Yine pek bilinmeyen bir diger bilgi de Londra’nin su anki belediye baskani olan Boris Johnson’un (bir sonraki basbakan olarak adi geciyor), Osmanli soyundan geliyor olmasi. Boris Johnson’nin dedesinin babasi, Damat Ferit Pasa hukumetinin Icisleri Bakani olan Ali Kemal Bey’mis.
"Londra Yagmur"

“Londra Yagmur”

  • Bu zamana kadar kime “Londra’da yasiyorum” desem ilk tepki “hep yagmurlu di mi Serkan?” Evet arkadaslar hep yagmurlu, hatta bu yaziyi yazarken su anda da yagmur yagiyor 🙂 Ama burada yasamaya baslayinca bu gri, kasvetli, yagmurlu havaya alisiyorsunuz. Ya da ben kendimi boyle kandiriyorum, napiyim 🙂
"Sarma Sigara"

“Sarma Sigara”

  • Londra, turistler icin (ozellikle Turk turistler) “cok pahali”, burada calisip yasayanlar icinse “pahali” bir sehir. Ev kiralari cok yuksek oldugu icin “ev paylasmak” ya da “oda kiralamak” epey bir yaygin. Ayrica sigara da pahali oldugundan sigara icen bircok kisi paket sigara almak yerine tutun sarma seklinde sigara iciyor.
"Kraliyet Ailesi"

“Kraliyet Ailesi”

  • Londra’ya tasinmadan once en merak ettigim konulardan biri de Ingilizlerin “Kraliyet Ailesi” hakkinda ne dusundukleriydi. Acikcasi tam da yilina denk gelmisim cunku 2012 yili Kralice Elizabeth’in tahttaki 60.yili (!) ve bu nedenle yil boyunca Kralice’nin “Diamond Jubilee” kutlamalari vardi. Ayrica Prens William de 2011 yilinda evlendiginden cicegi burnunda esi Kate Middleton ve kendisi basinda oldukca fazla yer aliyorlar. Kraliyet, Ingilizler icin bir sembol durumuna gelmis. Yani kralin ya da kralicenin devlet yonetiminde cok da aktif bir rolu bulunmuyor artik. Ama hemen hemen her Ingiliz, kraliyet ailesine saygi duyuyor ve kraliyet uyelerinin her attiklari adim basinda haber oluyor. Acikcasi cogu Ingiliz, kraliyet ailesinin devlete maddi olarak buyuk bir yuk oldugunu dusunuyor ama Ingilizler, kraliyetin “pazarlamasini” da cok guzel yapiyorlar. Bircok turist kraliyet baskili hediyelik esyalar aliyor, kraliyet saraylarini ziyaret ediyor, vs. Bu da devlet ve vatandas icin ciddi bir gelir kapisi oluyor haliyle.

Sevgiler,

Serkan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s